Fazlasıyla ben merkezli olan insanlara; “bilmelisin ki, evrenin merkezi sen değilsin!” derken buluruz kendimizi. Bu cümleyi, onları kendilerine getirmek için, abartılı bakış açılarını gerçeklik seviyesine geri getirmek için söyleriz. EVRENİN merkezi değilsin, KENDİ EVRENİNİN yani kendi hayatının evreninin merkezisin. Ne yaptığın, ne söylediğin ve ne düşündüğün hayati öneme sahiptir. Kendi hayatının sahibisin ve yaptığın her bir seçim, yaşamındaki tecrübelerini önemli ölçüde etkiler. Hayatına vermek istediğin yön için gerekli olan adımları atmazsan, bunu senin için kim yapar ki? Diğer kişilerden yardım ve tavsiyeler alabiliriz ancak temelde kendi hayatımızdan sorumlu olan bizleriz. Bu bağlamda, hayatımızdaki en önemli kişi kendimiziz. Yani ilk önemli nokta, EVRENİN merkezi olmadığının farkına varmaktır. Bu farkındalık, senin rahatlayıp, sorunların hakkında evhamlı olmayı bırakmanı da  sağlar. Daha da önemli ikinci nokta ise, KENDİ EVRENİNİNİN merkezi olduğun gerçeğidir ki, bu da seçtiğin ve yaptığın her şeyin, hayatını şekillendireceği ve yönlendireceği anlamına gelir. Kendi geminin kaptanı olmalısın! Böylelikle en büyük fırtınalarda kendini “kurtarabilirsin”…

Hayatta, yolunu ve amacını kaybettiğini hissettiğin anlar vardır. Kendini tekrardan yaşamının merkezine koymak, bencillikle ilgili bir davranış değildir, doğrusunu söylemek gerekirse bu özgeciliğin en üst şeklidir. Kendi yolunu kaybetmiş olan hiç kimse bir şey uğrunda savaşamaz ya da diğerlerine yardım edemez. Artık, nerede ya da nelerle mutlu olduğunu hatırlayamayan insanların, ne kendilerine ne de sevdiklerine bir faydası olamaz. Bence, bu büyük ızdırabı hızlı ve etkili bir şekilde çözmenin bir yolu var; yalnız başına seyahat etmek… Haydi kendinle bir tatile çık! Yalnız seyahat etmek, deneyimleyebileceğin en büyük kişisel gelişimdir. Öyle kolay bir gelişim diye düşünme; gerilim ve stres dolu anların yanı sıra sıkıntıdan patladığın anlar da olacaktır. Şu anda, “Ne yani, kendimi bulmak için stresli olmak veya sıkıntıdan patlamak mı zorundayım?” diye düşündüğünü biliyorum. Aslında pek de öyle sayılmaz. Seyahat esnasında kaybolmamak için her ayrıntıya, ultra dikkat ediyor olacaksın ve bu da strese yol açacak.  Fakat sonunda, kendine bu konuda duyduğun güven ile birlikte, yön bulma duygun da otomatik olarak artacaktır. Tek başına seyahat etmek, sonunda mutluluğundan sorumlu olan tek kişinin kendin olduğunu hatırlatır sana. Kendi evreninin merkezinde olan ve seni mutlu eden seni hatırlatır. Bir de can sıkıntısı var tabii. Bir düşünelim.. Can sıkıntısı temelde zamanın geçmesini beklemek, etrafı izlemek, bol bol düşünmek, derin iç çekişler ile birlikte içimize dönmek ve kendimizle hayali sohbetler yapmak demektir. Kendine dışarıdan bakmak ve sonunda kendini görebilmektir. Can sıkıntısı, kendinle zaman geçirmeni sağlar. Yalnız seyahat ederken meydana gelebilecek olan başka muhteşem bir şey şudur; seyahat tek başına başlar, ancak yepyeni deneyimler ve hayatına giren bir sürü değişik insanla biter. Hayatına adım atan bu yabancılar, en yakın arkadaşlarının hatta ailenin bile göremediği ya da kabul edemediği yönlerine şahit olur. Sana yabancı olan biri, seni,  deneyim filtresi olmadan, dolayısıyla beklentiler olmadan izler ve dinler. Bu insanları bir daha asla görmeyeceğimizi düşündüğümüz için farkında olmadan kendimiz hakkındaki pek çok düşünce ve duyguyu özgürce dile getiririz. Yabancı biri senin kırılganlıklarını görmekten ve kabullenmekten korkmaz, çünkü senin yakınlarının sahip olduğu fikir ve düşüncelere sahip değildirler. Bir yabancıyla konuş. Nerede olursa olsun bir yabancıyı dinle ve ona anlat. O kişi belki de, en otantik “sen”i tanıyacaktır.

Gerçek anlamda kendine odaklanmanın bir yolu da kendine bir hediye almaktır. Sıradan bir hediye değil! Gerçekten de samimi olarak düşünülmüş bir hediye. Kendine sor: Hediye olarak gerçekten ne isterdim? Bir düşün, eğer sana, “gerçekten önem verdiğin” bir kişiye hediye olarak ne vermek isterdin diye sorsaydım, muhtemelen cevabın hemen hazır olurdu. Ancak, söz konusu sen ve sahip olmak istediğin bir şey olunca, gerçekten düşünmek zorundasın. Tuhaf, değil mi? Cevabı bulana kadar bu soruyu kendine sor. Karar verdikten (veya farkına vardıktan) sonra, harekete geç.

Focusunu kaybetmek, ömründe sadece bir kez olmaz. Hem kötü hem de iyi zamanlarda tekrarlayabilir. Böyle bir durumda da yine kendi kurtarıcın olabilmelisin. Şimdiden hazırlan, kendine bir mektup yaz… Tekrar zor dönemlerden geçen, gelecekteki kendine… Odağını tekrar kaybetmiş gibi hissetmen halinde açmak üzere yaz mektubunu. Ne kadar önemli olduğunu hatırlat tekrardan.. Kendini ne kadar çok sevdiğini ve hayatta seni mutlu eden kilit noktaların neler olduğunu yaz. Hayatının nasıl gelişmesini istediğini anlatan bir plan hazırla ve üzerine çalıştığın şeyleri yaz. Hedeflerini, zorluklarını ve bu zorlukları nasıl düzelteceğine dair bir planı ifade et. Daha sonra geri dönüp bu mektubu okuduğunda, yalnızca büyük bir başarı hissi hissetmekle kalmayacak, aynı zamanda yaşamının nerede ve nasıl geliştiğini de göreceksin. Seçimlerine tanıklık edeceksin.

“Yüzünü güneşe dön ki gölgeler arkanda kalsın” Maori Atasözü

Hayat, kendimize dersler çıkarmaktan ibarettir. Sence de öyle değil mi? Her gün, durmadan öğrenmiyorsak, o halde bu dünyada ne yapıyoruz? Çoğu kez, evren, bizimle nazik metaforlar üzerinden konuşur. Ancak ve ancak “an”ın içinde var olursak, bu dersleri anlayabiliriz. Bu hayatta sorunları görmezden gelemeyiz. Tam sorunumuzu çözdük deriz bir diğeri kendini gösterir. Fakat çözüm asla soruna odaklanarak bulunamaz! İstenilen sonuca odaklanmak gerekiyor. Hayat, aslında sonsuz bir sorunlar akışından ibarettir ve biz bu sorunları yönlendirmeye ve çözmeye çalışırız ki; mümkün olan en iyi sonuçları elde edelim. A noktasından B noktasına seyahat ederken, bu sorunların muhtemel tüm olumsuz, endişe verici ve hatta trajik sonuçlarını hiç akıldan çıkarmamak kolaydır. Ama unutma; kendine odaklanmalı ve seni, kendin için yarattığın evrenin merkezine yerleştiren seçimler yapmalısın. Senin için en iyisi olan neyse onu yap. Hastalığa odaklanmak hiçbir zaman sağlığı tesis etmeyecektir. Dikkatini bir soruna odaklamak asla bir çözüm getirmeyecektir. Kendini ön planda tutan ve iyi hissettiren şeye odaklanın. Seni amaçlı ve dengelenmiş hissettiren şeye. Seni eksiksiz, yararlı ve mutlu hissettiren şeye. İstediğin şeyin sana ait olduğunu unutma. Kalbinin sesini dinle ve onun arayışında olun. Bunun için çalış ve hiç kimsenin, onun ulaşılmaz veya değersiz olduğunu düşünmeni sağlamasına izin verme. Hayal et, çalış, başar!

Rekabetten endişeleniyor musun? Durumunuz hakkında endişeleniyor musun? Sonsuza dek tetikte mi olacaksın? Dünyanın sana ve hayallerine karşı olduğunu mu hissedeceksin? Hayır! Çünkü “onlar” ve yaptıkları şeyler hakkında kaygılanmak ve “onların” ne düşündüklerinden endişe etmek, seni, şu anda SANA ne olduğundan uzaklaştırır. Odağından saptırır. Sen hayatındaki her şeyin merkezi ve yaratıcısısın. Tüm “bu” diğer insanlar ve görüşler senin için hiçbir şey ifade etmiyor. Zamanını diğer insanları ve onların düşüncelerini veya sorunlarını düşünerek veya konuşarak boşa harcama. Kendini, bunu yaparken yakaladığında, sadece “ben kendi evrenimin merkeziyim” de ve enerjini kendine yoğunlaştır. Endişelenip etrafındaki herkesle ve her şeyle rekabet etmek yerine, kendine odaklan ve şu soruları sor: Şu anda neredesin? Ne düşünüyorsun? Bir sonraki adımın nedir? Oraya nasıl gideceksin? Hayatını, kendin için ne istediğini yaratmakla ilgili kıl. Şu an seninle ilgili olan şeyler, “onlarla” ilgili olanlardan daha önemlidir.

Mutlaka, evrenin akışına bırak kendini. Akışın içsel tarafı, kalbinden geçenlerdir… Bir şeyi gönülden yapmak istiyorsan, durma, yap demektir. Örneğin, bir şeyi yaratmak için ilham kaynağın veya doğru enerjin olduğuna inanıyorsan, gönülden hissediyorsan, bunun gerçekleşmesi için ne gerekiyorsa yap. Paranın, enerjinin veya zamanın, istediğini elde etmekten alıkoyacak, sınırlandırıcı güçlere dönüşmelerine izin verme. Hayallerini gerçeğe dönüştürmek için ihtiyacın olan şeyleri iste ve sonra sadece yaşamın gerçekleşmesine izin ver. Bu sadece arkana yaslanıp beklemek ve başkasının senin için her şeyi yapmasını beklemek anlamına gelmez. Çok çalışmaya odaklanmış pozitif bir güç ol ki ilk fırsatta harekete geçebil. İstediğin şeye doğru bir adım veya yüz adım, fark etmez… Onu düşün ve onu hayal et. Dünyanı hayallerinde dahi inşa et.

“Yüzmeyin, akışla birlikte suyun yüzeyinde kalın”.

-Osho

“İşlerin başarılı olması; doğru zamanı, doğru yeri ve doğru insanları gerektirir.” Çin Atasözü

Son olarak, bir şey yapmak ve derhal başarı görmek istediğin, ancak, belki zamanın doğru olmadığı belki de gerekli diğer şartların eksik olduğu durumlar olacaktır. Böyle şartlarda, sabırlı olman ve beklemen gerekir. Zorlamanın hiçbir manası yoktur. Akıntıya karşı yüzmek ve bu konuda inat etmek seni sadece yorgun düşürür.  Hem manen hem fiziken… Bazen, senin için aslında iyi olmayan konularda ısrar ediyor olabilirsin ve evren tüm gücüyle sana karşı koyuyordur. Kendini ve işlerini hayatın akışına teslim ettiğinde, her şey olması gerektiği şekilde gerçekleşecektir. Akışa teslimiyet, zamanını ve enerjini, senin için en iyi olmayan bir şeyle boşa harcamadığından emin olman için iyi bir yoldur. Kendine işlerin neden yolunda gitmediğini sor… Seni temin ederim ki, bunun nedeni, zaman ve insanların ama çoğunlukla da gittiğin yönün doğru olmamasıdır. Farkındalığını arttırırsan, ne zaman akıntıya karşı yüzdüğünü ve ne zaman akıntının içinde bulunduğunu belirleyebilirsiniz. Akıntıya karşı olduğunu fark ettiğinde, hızlıca kendini tekrar akıntıya döndür ve suyun yüzeyinde kalmak için Evrenin sana yardım etmesine izin ver. Bekle ve kalbinin sesini dinle. Günlük hayatta, kalbimizden geçmeyen şeyleri yapmak zorunda kalabiliriz. Bu gibi durumlar ortaya çıkarsa, “akıntıya karşı” hissini “akıntıyla birlikte ilerleme” hissine dönüştürmek için sana bir ipucu verebilirim ki bu; kabulleniştir. Her şeyi kabul edebiliyorsan, o halde her zaman akıntının içindesindir. İçinde bulunduğun durumdan en iyi şekilde yararlanmaya odaklan.

Albert Einstein bir keresinde “gerçeklik sadece bir yanılsamadır, ama çok ısrarcı bir yanılsama” demiştir. Hayattaki en mutlu, en üzücü ve en duygusal anlarımızın, zihinlerimizde yaratılan bir yanılsamadan başka bir hiçbir şey olmadığını hayal etmek zor görünüyor. Daha da şaşırtıcı olanı, herkesin, seçtiği gerçeği yaratabilecek olma önerisidir. Bu nasıl mümkün olabilir? Düşüncelerin gücü belki de çoğu insanın fark ettiğinden daha güçlüdür. Kuantum mekaniğinin babası olan Nobel ödüllü Neils Bohr şöyle söylemiştir: “Gerçek dediğimiz her şey, gerçek olarak kabul edilemeyecek şeylerden oluşmaktadır. Herhangi bir şekilde gördüğünüz veya duyduğunuz veya deneyimlediğiniz her şey size özeldir. Siz onu algılayarak bir evren yaratıyorsunuz, bu yüzden evrende algıladığınız her şey size özgüdür.” Senin gerçekliğinin titreşimini sadece SEN sürdürebilirsin. Senin ahenk ve odağını senden başka hiç kimse elinde tutamaz. Kendi Evreninin koruyucusu rolünü üstlenmek için harekete geçmek zorundasın. Kendine ve gelişmiş sezgilerine güven. Sen kendi evreninin merkezisin. Onu elinde tut, onu yaşat, onu yarat ve onu deneyimle… Neyin gerçek olmasını istiyorsan ona hayat ver… İstediğin her şeyi yaratma gücün var.

HEPİNİZ ÖPÜLDÜNÜZ!

We of then find ourselves saying ‘you are not the center of the universe you know!’ we say this to help a person that is somewhat self-centered with a perspective of themselves is over inflated to get a reality check. You are not the center of THE Universe, you are the center of YOUR universe, that is to say the universe of your own life. What you do, say and think is of crucial importance. You are the owner of your life, and every choice you make affects your experience significantly. If you don’t take steps to influence and direct your life in the way you want it to go, who is going to do it for you? We can receive the help and input of others, but fundamentally we are the ones responsible for our own lives. In this sense we are always the most important person in our life. So, it’s important to number one realize you are NOT the center of the universe so you can relax and stop being so neurotic about you’re your insignificant problems and challenges. Even more important is that you are the center of YOUR universe, so what you chose and do is of vital and central importance to your life. It’s not anyone else’s job to ‘save’ you.  You need to be the captain of your own ship!  

There are times in life when you will feel like you lost your way and are completely out of focus.  Getting yourself back to the center of your life is not an act of selfishness: it is, indeed, the highest form of altruism. No one can fight for something or help others when they are lost; you can’t be of any use to the people you love if you are no longer able to see where and what things that make you happy.  In my opinion one way to solve a lot of this misery in a fast and efficient way is to travel alone.  Take a vacation with you.  Traveling alone is one of the greatest personal growth experiences you can have.  There will be moments of great tension and stress and moments of boredom as well.  Now I know what you are thinking. “What? I have to be stressed and get bored to find myself?”  Well, not really.  The stress is due to the attention you will have to place into every detail, so you won’t get physically lost; when you can rely on yourself, for the sake of yourself, the sense of direction automatically grows.  I can say that traveling solo reminds you that at the end you are the only person in charge of your happiness.  With you being at the center of your universe making you happy.  Then there is the boredom.  Let’s consider it, boredom is basically waiting for time to pass by and looking around, doing nothing but thinking, breathing, looking inside and yes having imaginary conversations with yourself.  Looking at yourself from the outside and, at last, being able to see yourself.  Boredom makes you spend time with you.  Another reason amazing thing that can happen when traveling alone is that: it starts as a solo trip but ends up with new experiences and people that enter your life as strangers.  Strangers see aspects of you that your closest friends and family can’t see and accept.  And that’s the point: often strangers do watch and listen to us without the filter of experience, so without expectations.  We automatically feel free to say what we feel about ourselves because we will probably never see these people again.  A stranger will not be afraid to acknowledge your frailties because they don’t give a damn of the ideas your loved ones have. They don’t have any. Talk to a stranger. Listen and speak with them, no matter where you meet them. What that person will see of you is, maybe, the most authentic “you”. 

Another way to really think about focusing on you is to get yourself a gift. No random gift!  A really genuinely thought-out gift.  Ask yourself: what would I really like to receive as a gift?  Think about it: if I asked you what you would give as a gift to a person you really care for, you’d probably know exactly what the answer is?  But, when it comes to you and what you’d like to have, you really have to think. Strange, isn’t it?  Sit down and ask yourself what you would like as a gift. Only after you have decided (or realized) what you’d like, get up and get it. 

Losing focus of yourself won’t happen only once in a lifetime.  It can happen in very bad times, but also very good times.  The only guardian of your identity will only and always be you.  So today you must be the guardian of your identity in 1, 3, 5, 10 years and over: write a letter to yourself to be opened if and when the next time you feel as if you have lost focus of yourself again.  Write your future lost self about how important you are, how much you love yourself and what the key points in life that make you happy are. Write a plan of how you want your life to unfold and the things you are working for.  Point out your goals, challenges and a plan on how you will fix them.  When you go back later and read this letter you will not only feel a huge sense of accomplishment, you will also see where and how your life is unfolding.  You will be a witness to your choices.

“Turn your face toward the sun and the shadows will fall behind you.” ~Māori Proverb 

Life is all about lessons, would you not agree? If we’re not learning every day, all the time, then what on earth are we doing? Often, the universe speaks to us in gentle metaphors, and if we’re completely present in the moment, we can recognize lessons.  One cannot avoid problems in this life. No sooner is one resolved, then another one presents itself. But the solution is never to be found in focusing on the problem! One has to focus on the desired outcome.  Life is all about an endless stream of problems and you trying to navigate and solve them so that you are in the best overall position possible. In traveling from point, A to point B, it’s easy to obsess over all the possible negative, worrisome, or even tragic outcomes of these problems. Just Remember you have to focus on yourself and make choices that place you in the center of the universe (your universe) that you created for you.  Do what is best for you.  Focusing on illness will never create health. Focusing your attention on a problem will never bring on a solution.  Focus on you and what makes you shine.  What makes you feel centered.  What makes you feel complete, useful and happy.  Remember that what you want belongs to you.  Listen to the sound of your heart and go in search of it.  Work for it and don’t ever let the world make you think its unreachable or worthless.  This is your universe and that is all that matters. Dream, work, accomplish!  

Are you worried about the competition?  Are you worried about your status?  Are you forever looking over your shoulder?  Feeling that the world and all those living in it are against you.  Against your dream.  Stop.  Because worrying about “them” and what they are doing and being anxious about what “them” are thinking, will detour you from what is happening with YOU right now. Remember to focus on you.  You are the center and the creator of everything in your life.  All “those” other people and opinions mean nothing to you.  Just as yours means nothing to them.  Don’t waste your time thinking or talking about other people and their thoughts or problems.  When you catch yourself doing this just say “I am the center of my universe” focus and center your energy back to yourself.  Rather than worrying and competing with everyone and everything around you focus on yourself and ask these questions.  Where are YOU at the moment? What are you thinking? What is your next step? How will YOU get there? Make your life all about creating what you want for you.  What is going on right now with you is more important than what is going on with “them”.  If you focus on “them” you will become a reactionary instead of visionary.  If you focus on “them” you will become stuck instead of focused.  If you focus on “them” you will become confused instead of clear.  They are living in their universe not yours so don’t place them in your center.  They need to stay in their own center.  Be conscious of these thoughts and try to control them by refocusing on you. 

Lastly go with the flow of the universe.  The inner aspect of the flow means if you really want to do something from your heart, then you go and do it. For instance, when you have inspiration or the right energy to create something do whatever it takes to make it happen.  Don’t let money, energy or time be limiting forces for you to not get what you want.  Ask for the things you need to make your dream a reality and then just let life happen.  This doesn’t mean just sit back and become disengaged and wait for someone else to do everything for you.  Be a positive force that is focused on what makes you happy and working hard to get whatever that it is.  Move forward every day.  One step or a hundred steps towards the thing you want.  Think about it and dream about it.  Build your world.
 

“Don’t swim, float”.

Osho 

 “For things to be successful, it requires the right time, right place and with the right people.’’

-Chinese proverb 

Lastly, there will be times when you want to do something, and you want it to be successful immediately, but the time is not right, or other required conditions are not there, and it may not manifest so easily. This is when you need to resist the urge to push.  This is the time you need to be patient and wait.  It might mean that you are actually pushing against the flow.  If you are pushing against the flow, then there may appear to be a lot more obstacles, and your energy will usually be relatively low, you will feel dragged and tired quickly (because your heart is tired) and you might even get sick more easily.  When things are going with the flow you will be surprised at how quickly and easily they will manifest.  This is a good way check and make sure you are not wasting your time and energy on something that isn’t the best for you.  Ask yourself why things are not going smoothly, and I guarantee it’s because the time and people but mostly the flow is just not right.  If you are aware, then you can quickly identify when you are against the flow and when you are in the flow.  When you realize you are against the flow, then quickly bring yourself back to the flow, allow the Universe to help you float.  Stop swimming against the current and just float.  Wait and listen to your heart.  In everyday life, we may have to do things that we do not want to do in our heart.  If situations like these arise, then I can give you a tip for converting the feeling of ‘against the flow’ to ‘going with the flow’ that is — you can choose to accept it. When you can accept everything, then you are always in the flow. Focus on making the most of the situation you are in.  When you have lemons make lemonade.

Albert Einstein once said that “reality is merely an illusion, albeit a very persistent one”.  It seems difficult to imagine that our most happy, sad and emotional moments in life are simply nothing more than an illusion created in our minds.  Even more surprising is the suggestion that everyone can create the reality they choose. How is it possible?  The power of thoughts is perhaps stronger than most people realize.  Nobel Prize winning father of quantum mechanics Neils Bohr said that, “everything we call real is made of things that cannot be regarded as real.  Everything you see or hear or experience in any way at all is specific to you.  You create a universe by perceiving it, so everything in the universe you perceive is specific to you.”  Only YOU can maintain the vibration of your reality. There is no one else who can hold your alignment and focus. You have to step into the role of becoming the guardian of your own Universe. Trust yourself and your enhanced intuition.  You are the center of your universe.  Own it, live it, create it, and experience it.  Make what you want a reality.  You have the power to create anything you want.  XOXO!