New York zor bir şehir olarak bilinir. Orada ya başarılı olursunuz ya da olmazsınız. Hayallerin ve kabusların tümünün gerçeğe dönüştüğü bir şehirdir. Bu yaz burada üç hafta yaşamanın keyfini çıkardım. Yaşamak ve ziyaret etmek tamamen farklı. New York şehrini sayamayacağım kadar çok kereler ziyaret ettim ancak bu sefer, şehirde var olan kalp atışlarını duyduğum ilk gerçek deneyimim oldu. SoHo’da sevimli bir dairem vardı ve hemen hemen her sabah kahvemi yudumlayarak balkonumda oturup, insanlar aşağıda alelacele bir şekilde işlerine veya yoga derslerine veya her nereyeyse oraya yetişmek için koşuştururken yoğun sabah telaşını seyrettim. Karşımdaki sokakta karton bir kutu üzerinde uyuyan ve çantasını başının altında yastık olarak kullanan evsiz bir adam vardı. Bazen, sanki günlerdir öyleymiş gibi hiç kıpırdamazdı, bazen de orada olmadığını fark ederdim. Tabii nereye gittiğini ve neden orada olmadığını merak ederdim fakat bu düşünce günlük işlerime dalınca aklımdan çıkardı. Birkaç gün sonra geri döner ve tekrar orada yatardı ve bu döngü devam ettikçe ona daha da çok bağlandım. Taco kamyonu gelince aşağı iner, ona akşam yemeğini alır ve başucuna bırakırdım. Başını kaldırıp bana teşekkür ederdi ancak çoğu zaman başını arkaya atıp uyumaya devam ederdi. Onu daha çok izlemeye başladım. İzledikçe beni şaşırtan şeyin ne olduğunu keşfettim. Ona göz kulak olan sadece ben değildim. Benimle beraber onunla yakından ilgilenen en az 10 kişi daha gördüm. Geri döndüğünde kaygılı çak bir beşlik, tekrar hoş geldin diyenden tutun da nasılsın, bir şeye ihtiyacın var mı diyenlere kadar.  Erkek, kadın, genç yaşlı demeden insanlar ona yürürken pizza verirlerdi. Bu kişiler New York Thompson sokağının sakinleriydi ve Trevor, ki ismi buydu, onlardan biriydi. Aralarındaki tek fark onun gerçekten sokakta yaşıyor olmasıydı. Bu güzel insanlar kalben onun iyi olduğundan emin olmak istiyorlardı. O da kayıp bir çocuk gibi her zaman evine geri dönüyordu. New York’un insanlarını ve başka bir insanın kendine gelmesi için gösterdikleri gerçek şefkati gördüğümde kalbime dolan sevgi ve mutluluğun değerini size anlatmam. Bana göre bu manzara milyonlarca söze bir o kadar daha gözyaşına bedeldi çünkü bana insan ruhunun hala canlı ve iyi olduğunu ve hayallerin gerçeğe dönüştüğü bu beton ormanında, sevginin en basit şekliyle var olduğunu kanıtladı. Teşekkürler New York, tüm maceralar için ve her şeyden önemlisi sevginin halen var olduğunu bana kanıtladığın için teşekkürler.

New York is known for being a cut throat city where you either make it or you don’t.  It’s the city where dreams and nightmares all become a reality.  I had the pleasure of spending 3 weeks living here this summer.  Living, and visiting are extremely different.  I have visited NYC more that I can count but this was my first real experience hearing the heart beat that exists within this city.  I had a cute apartment in SoHo and would sit on my balcony sipping my coffee almost every morning.  Watching the busy rush of morning as the people below hurriedly ran off to their jobs or yoga classes or just ran for that matter.  Across the street from me was a homeless man that slept on carton boxes with a bag under his head as a pillow.  He would sometimes not move it seemed like for days and sometimes I would notice that he wasn’t there.  I would of course wonder what happened or why he left but the thought would go away, and I would go about my day.  Then days later he would be back laying there again and as this cycle continued I became more and more attached to him.  The taco truck would pull up and I would go down and buy him a dinner and drop it off next to him.  He would look up at me and thank me but often lay his head back down and continue sleeping.  I began watching him more and more and as I watched what I saw amazed me.  Not only was I watching out for him, but least 10 other people that I saw engage with him were too.  From high fives of concern and welcome backs; to how are you; and do you need anything, when he returned.  Pizza delivered to him on a walk by.  Men, women, young, old it didn’t matter.  These were the people of Thompson Street in New York and Trevor which is what is name is, was one of them.  The only difference is that he lived on the street literally.  These beautiful people found it in their heart to make sure he was ok.  And like a lost child he always returned to his home.  I can’t tell you the amount of love and joy that filled my heart watching the people of New York and the true compassion that they had for another human being come to life.  This to me was a vision worth a million words and maybe a million more tears because it proved to me that the human spirt was alive and well; and that love in its most simple form existed in this concrete jungle where dreams did come true.  Thank you, New York, for all the adventures and most of all thank you for proving to me that love does exist.